“Fakat eğer bir kişi duyu nesneleriyle ne severek ne de nefret ederek, onları sakin bir şekilde efendi olan özgür ruhuna hizmet ettirerek ilgilenirse, işte o zaman böyle bir adam dinginliğe ulaşır; ve o dinginlikten dünyevi acılarının sonu ve şifası doğar, çünkü irade kontrol edildiğinde ruhu huzura kavuşturur.”
VecizeMantık
“Eğer bir kişi duyu nesneleri üzerinde düşünürse, çekim doğar; çekimden arzu büyür, arzu şiddetli bir tutkuya dönüşür, tutku pervasızlık doğurur; sonra hafıza – tamamen ihanete uğramış – yüce amacı bırakır ve zihni zayıflatır, ta ki amaç, zihin ve insan tamamen mahvolana dek.”
İlke/YasaMantık
“Tıpkı bilge bir kaplumbağanın dört ayağını kabuğunun altına güvenle çekmesi gibi, beş kırılgan duyusunu da ruhunun kalkanı altına, aksi takdirde onlara saldıran dünyadan geri çeken kişi, ey Prens! Bilgeliğin işaretini taşır!”
VecizeMantık
“Yine de, doğru eylem, doğru düşünen zihinden çok daha azdır. Ruhunda sığınak ara; cennetin orada olsun! Erdemi hediyeleri için takip edenleri hor gör!”